Muallim Mustafa çattı kalın kaşlarını,
Seslendi oğluna silsin diye yaşlarını,
Kızının yolu Yaradanın taktiridir,
Mualla mertebeye çıkma vaktidir,
Git dedi hastaneye, karşıla kızını,
Ertelesen de değiştiremezsin alın yazısını,
Taht-ı Maarif sahibi, Sultanların sultanı derlerdi kendisine,
Şiir gibi dökülüyordu yüreğine, evlat acısı sessizcesine,
Dün gibiydi Adana’da, doğumhane kapısında,
Sabah rüzgarı gibi, yüzünü güldüren kaşla göz arasında,
Üç yılda bitirmişti hikayesini, karanlıkta kayboluyordu,
Dokuz yaşında Tunceli pazarında, tanıdık yüz arıyordu,
Babasını görmüş gibi sarıldı ışığa
“Babacım” dedi, “sana hikayemi anlatacağım…”
…