Babam: “Her şeyin en iyisini almak lazım”

Yine günlerdir uyumuyorum. Yine garip rüyalar görmeye başladım uyuduğum bir iki saat içinde uyanıklık ve uyku arasında.
Silivri’deyim ama aynı zamanda hastane gibi bir ortam. Babam her zaman ki kanepesinde yatıyor, yüzünü de örten bir şekilde üzerine simsiyah bir battaniye örtülmüş. Yalnız kanepenin arka yastıkları yerine sanki tek parça bir kapak var ve kapalı. Amerikan tabutları gibi. Babamın artık yanımızda olmadığını biliyor ve rüya içerisinde rüya gördüğümün farkına varıyorum. Ama uyandırmıyorum kendimi. Kapağı açıyorum, babamın yüzünden battaniyeyi çekiyorum. Nefes almaya başlıyor.
       “Ah Oğlum geldin demek” diyor bana.
Bu gördüğümün rüya olduğunun bilincinde
       “evet geldim babacım” diyorum.
       “Her şeyin en iyisini almak lazım” diyor bana.
Ben ne zaman babamı ziyarete gitsem, son dönemlerinde hep bakıcıları
hakkında şikayet ederdi. İlacı yanlış veriyorlar, kötü su verdiler, bozuk
yemek verdiler gibi. O şikayetlerden biri olarak düşünüp:
       “merak etme ne istiyorsan en iyisini alırız sana” dedim.
      “Hayır” dedi. “Her şeyin en iyisi ne ise onu alın yavrum. Bu kısa
hayatta paran yetiyorsa her şeyin en iyisini alın, yetmiyorsa da kötüsünü
alacağınıza hiç almayın”.
Anlaşılan bu şikayet değil bir mesajdı.
       “Tamam babacım” dedim.
Telefon çaldı başucunda. Bu çalan kırmızı renkli eski bir telefondu,
genelde sadece hastaneler de kalmış olan cinsten. Artık herkesin de cep
telefonu olduğu için hiç kullanılmayan. Telefon çalmaya devam ediyor.
       “Aç evladım, P… arıyordur”.
       “P… kim babacım” dedim.
       “İşte senin P…”.
       “Yok babacım” dedim, “onlar beni aramıyor artık”.
       “P… her gün arar evladım, Ayşe ile başucumda konuşuyorlar”.
Telefonu açıyorum yanlış numara. Ama arayan ve arananın ismi
manidar. Çocuklarım olsaydı kızlarıma koyacağım iki isim vardı, hatta
teyzemin benim için yaptığı nakış işinde baş harfleri vardır. Havva diye
birisi Esin diye birini arıyor.
       “Gülüm yolcu etsin torunumu, ben karşılayacağım” diyor.
       “Yanlış numara” diyorum ve kapatıyorum.
Hüzünleniyorum. O kadar çok istedim ki çocuklarım olmasını, isimlerini
bile koyup hayallerini kurdum hep. Onlarla oyunlar oynamanın,
kumsalda koşup kumdan kaleler yapmanın detayına kadar hayaller
kurdum. Çocuklarım mıydı beni arayan yoksa? Artık çocuk istemiyorum
dediğimi mi duymuşlardı?
Babam seslendi, yanına gittim.
       “Her şeyin en iyisini al evladım.”
Uyanıyorum…

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir